Hız Var, Direksiyon Yok: Gelişimsel Gerçeklik
Ergenlikte beyin hâlâ yapılanma aşamasındadır.
Prefrontal korteks yani fren sistemi tam devreye girmiş değildir.
Duygular ise gaz pedalına basmaktadır.
Sonuç?
“Hız var, direksiyon yok.”
Biz yetişkinler arka koltuktan “yavaşla!” diye bağırıyoruz.
Ama bazen en etkili şey kontrol etmek değil, aynı arabada kalmayı başarmaktır.
Sessizce.
Zamanla öğreniriz ki gençlerin aradığı şey kontrol değil, bir tür şefkatli tanıklıktır.
Öfke geliyorsa yanında duran bir nefes,
kaygı yükseliyorsa sakin bir göz teması…
Bunlar genç beyninde sandığınızdan çok daha büyük karşılık bulur.
Çünkü bir ergenin en çok ihtiyaç duyduğu şey, sözlerinin değil, hissettiklerinin yankı bulmasıdır.
Sakince Atılan Adımlar, Görünmez Bağlar (ve Arada Kaybolan Çoraplar)
Dünyadaki yeni bir kimliğin doğum sancısına tanıklık ediyorsunuz.
Bu dönemde ebeveynlik köprü kurmaktan çok bir salıncağın ritmini tutmaya benzer:
Bir ileri, bir geri…
Ama hep aynı ipte, aynı güven duygusuyla.
Bağlanma ekollerinin söylediği temel şey burada devreye girer:
“Ergenler sizi bıraktığını düşünse bile, siz onun için tutarlı bir şekilde ulaşılabilir olmaya devam edin.”
Çünkü o salıncağın geri dönüşü çoğu zaman çok sessizdir.
Sessizlik, ergen için bir duvar değil; küsmeden ve alan açarak sunulan bir şefkattir. Bu tutum, tepkinizin ergenin varlığına değil, ergenin o anki davranışına ait olduğunu kavramasını kolaylaştırır. Aynı zamanda, hem şu anki ergenin hem de gelecekteki yetişkin halinin kendine dair olumsuz inanç geliştirmesini engeller ve hatalarından öğrenip değişimi benimsemesi için anlamlı bir destek sağlar.
Bazen şefkat, çorap çekmesine bırakılan mizahi bir nottur:
“En az kaybolan çorapların kadar eşin ya da benzerin yok.”
Bazen kapıyı hafifçe açık bırakmaktır.
Bazen de sadece aynı odada sessizce var olmaktır.
Hikâyelerdeki Yeni Nesil Story’ler…
Yeni nesil ergenlerin uzun cümlelere ihtiyacı olmayabilir.
Bazen bir emoji,
bazen üç saniyelik bir video,
bazen de yüzünü göstermeden paylaştığı bir müzik…
Ama bu kısa anların içi doludur.
“Beni duy.”
“Beni gör.”
“Ama Yargılama.”
Ebeveyn, ergeni anlamaya çalışırken onun sınırlarını da gözetir. Her şeyi hemen çözmek gerekmez; önemli olan, ergenin duyulduğunu, anlaşıldığını ve kendi alanının saygıyla korunduğunu hissetmesidir. Bu yaklaşım, hem güvenli bir bağ kurar hem de ergenin kendi sınırlarını ve sorumluluklarını keşfetmesini destekler.
Sakince Fısıldayan Rehber: Yanındayım.
Ergenlik onların yolculuğu.
Biz yanlarında, bazen haritasını ters okuyan, bazen çantasını taşıyan ama hep orada olan rehberleriz.
Şefkatle yolların kendi ritminde ayrışmasına izin vermek, deneme-yanılmaya alan açmak sevginin sessiz bir notasıdır.
Ve genç bir kalbin karmaşasının ortasında durmak…
Sadece “buradayım” demek değil; biraz da “Tamam, deneyebilirsin, ben yanındayım ve hatta istersen patlamış mısırımı da paylaşabilirim” demektir.
O küçük fısıltı, düşündüğünüzden çok daha güçlü bir rehberliktir.
Sevgilerimle,
Klinik Psikolog Hikmet Yavaş


Henüz yorum yok.